Gerçekliğe Bilimsel Bir Bakış

                             “Eğer gerçeği açıklamak istiyorsan, zerafeti terziye bırak.”

                                                                                                                                 – Einsteinmmm.jpg

Gerçeklik nedir? Daha doğrusu gerçeklik ne kadar gerçektir? Yoksa bizim gerçekliğimiz Matrix’teki gibi bir üst uygarlığın eseri midir? Hiç düşündünüz mü bunları? İşte bu yazımda bunları konu edineceğim.

Bizim gerçekliğimiz şimdiki zamandadır. Ama neden? Aslında evrenimizin yapısından kaynaklanıyor bu. Başka bir evrende bu gelecek zaman olabilir veya geçmiş zaman. Veya bu evrendeki zaman oku ile oynanabilir mi? Çok gelişmiş bir uygarlık bunu pekala yapabilir. Aslında bunu biz de yapıyoruz ama çok küçük bir oranda. Bilgisayar oyunları ile. Mesela en gelişmişlerinden biri olan SimCity. Bu oyundaki karakterler sanal bir gerçekliğin içindeler, ve orada yaşıyorlar yani bir nevi bir gerçeklikleri var. Peki bir elementer parçacık (evrenin temel yapıtaşları. Örneğin elektron ve nötron ve protonlar oluşturan kuark ve glüonlar.) veya diğer bir değişle sicim gelişmiş bir uygarlık tarafından oluşturulmuş olabilir mi? Bilinmiyor. Ancak çok gelişmiş bir uygarlık bir evren yaratabilir (bu “çok gelişmiş” dediğim uygarlık Kardeshev Cetveli’ne göre beşinci seviye bir uygarlık, diğer bir değişle bizden milyarlarca yıl daha gelişmiş bir uygarlık.). Peki eğer böyleyse Matrix’te olduğumuzu nasıl anlayabiliriz? En kötüsü de bu zaten. Anlaması güç.

Peki zamanın katmanları yani geçmiş, şimdi ve geleceğin içinde dolaşabilseydik? Mesela gerçekliği yani zamanı durdurup gelecekteki bir ana gidebilseydik ne olurdu? Zaman snip_20170218234901algımızla yani gerçeğimizle oynamış olmaz mıydık? Böyle bir gerçeklik bizim gerçekliğimiz midir? Aslında hem evet hem hayır bu sorunun cevabı çünkü gelecekteki siz yine sizsinizdir değil mi? Yoksa değil midir? Bunu bir düşünelim. Mesela bir saat sonraki siz şu anki sizle aynı mıdır? Hayır. Çünkü o bir saat sonraki sizsinizdir! Çünkü psikolojiniz az da olsa değişmiştir ve birkaç hücreniz ölüp yerine yenileri doğmuştur, hatta şu anda bu yazıyı okurken belki de bir saat sonra sevgilinizi düşüneceksiniz veya kalkıp matematik çalışacaksınız yani aynı siz olmayacaksınız kısmen de olsa. Bir de şöyle düşünelim: eğer geçmişe gidip büyükbabanızı öldürürseniz ne olur (bu bir fizik paradoksudur ve adı da büyükbaba paradoksudur.)? Büyükbabanızı öldürürseniz eğer bu sizin gelecekte yani şimdiki zamanda hiç doğmamış olmanız anlamına gelir. Şimdi bu gerçeklik sizin değil mi? Eskiden öyleydi ama şimdi siz hiç doğmamış ve büyükbabanızın katili oldunuz! Aslında büyükbabanızın katili sizsiniz ama daha doğmamıışken büyükbabanızı nasıl öldürebilirsiniz ki! Şimdi burada “bu ne saçmalıyor böyle” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız da. Bu anlaşılması zor bir paradoks çünkü. Burada şunu belirtmek istiyorum: eğer bizim “gerçeklik” dediğimiz şey bu kadar kolay bozulabiliyorsa aslında gerçeklik gerçek değildir. Gerçeklik sadece bizim zihinlerimizdedir. Şimdi size başka bir örnek vereyim. Her şey zamanı öyle veya şöyle büker bu da biyolojik saat dediğimiz kavramı verir bize. Ama eğer 20 ışık yılı uzaklıktaki Gliese 581g’deki bir canlı Dünya’yı gözetliyorsa Dünya’nın 20 yıl önceki halini görür. Yani onun kendi “gerçekliğindeki” şimdiki zamanda gördüğü Dünya, gerçekte 1997 yılında değil 2017 yılındadır. Ama onun için Dünya’nın 1997’deki hali şimdiki zamandadır, ancak biliyoruz ki Dünya 2017 yılını yaşıyor. Ya da yaşıyor mu? Düşünmeye devam…